Karadeniz’in Kıyısında Saklı Bir Tarih Evrenye ve Evren Baba
Karadeniz’in hırçın dalgalarının dövdüğü, denizcileriyle efsaneleşmiş şirin bir sahil köyü olan Evrenye kıyılarında, denizin tuzlu yosun kokusunu içinize çekerken, zamanın çarkları arasında öğütülmüş nice denizci hikayesinin ayaklarınızın altında yattığını hissedersiniz.
Denizcileriyle ünlü bu kıyılarda, çok değil 50 yıl öncesine kadar Karadeniz tipi gemilerin inşa edildiği o telaşlı günlerin yankılarını duymak hala mümkün. Zaman değirmeninin çarkları arasında öğütülüp gitmiş nice hikayenin peşine düşerek bu topraklardaki anıları aralamaya başlayablirsiniz.
Evrenye’nin tarihi ve adının nereden geldiğine dair elimizde kesin yazılı bilgi – belge maalesef bulunmuyor. Bugün söylencelerin ötesinde elimizde yazılı tek bilgi kaynağımız, Gazi Nurettin Peker’in “İstiklal Savaşında Kastamonu” adlı eserinde bahsettiği ve bizzat bulduğunu ifade ettiği bir mezar taşı. Kitabesine göre 1841 tarihli bu taş, Es-seyyid Şeyh Evren Bey adında tarihi bir şahsiyete ait. Peker’e göre; bir zamanlar Osmanlı donanması erkanından olan denizci ve bilgin Şeyh Avran Bey, bölgede kurduğu mektep ve tersane ile hem milli ve dini bir kültür sağlamış hem de denizciliği aşılamıştır; köyün adı da ondan yadigardır.
Mezar taşında yer alan “Küfeli Hacı Hüseyin ağa Allah için bu makamı ihya eyledi” ibaresinden bu kabrin ve taşın 1841 yılında yenilendiğini anlıyoruz. Dolayısıyla meftun olan kişinin yaşadığı dönemi tam olarak bilemediğimiz için, adın kaynağına dair halk arasında dolaşan efsanelere kulak vermek gerekiyor.
Ahi Evran’ın oğlu Evren Bey
Bir söylenceye göre, Ahi Evran’ın oğlu Evren Bey buraya yerleşip Türkmenlerin eğitimiyle meşgul olmuş ve burada vefat ederek bölgeye adını vermiştir. Ahi Evran’ın 1171 – 1261 yılları arasında yaşadığı ve bölgenin fetih süreçleri göz önüne alındığında, bu kıyılara yerleşenin oğlu olmasa bile, neslinden ya da talebelerinden birisi olması mümkündür.
Bir diğer söylence ise, gemisi batan Evren adında bir kaptanın yüzerek karaya çıkıp buraya yerleştiği, ve zamanla halkın sevgisini kazanarak adının köye verildiği yönündedir.
Kültürel Mirasın Sessiz Tanıkları
Bölgedeki hazineler sadece söylencelerden ibaret değil. Burada 1757 ile 1873 yılları arasına tarihlenen, 13’ü erkeklere ve 7’si kadınlara ait toplam 20 adet mezar taşı da zamanın sessiz tanıkları olarak ayakta duruyor. Yakın geçmişte çoğu yerde mezar taşlarının neredeyse tamamen yağmalandığını düşünürsek, her biri birer tarihi belge niteliği taşıyan bu taşların bir kısmının dahi burada korunabilmiş olması sanırım paha biçilemez bir değerdir.