İstiklal Yolu’nun İzinde İnebolu Sahilinden Geleceğin Müze Kentine
İnebolu sahil bandında, geliş-gidiş yolunun ortasındaki refüjde yer alan eserler, kentin o eşsiz tarihi mirasından günümüze yansıyan küçük ama oldukça anlamlı izler taşıyor. Bir yanda İstiklal Harbi’nin sembol isimlerinden Şerife Bacı ve kağnısı, az ilerisinde ise son büyük ustalarımızdan Mustafa Yaşar tarafından orijinal yapım tekniğine sadık kalınarak inşa edilmiş Denk Kayığı ziyaretçileri karşılıyor.
Bu iki kıymetli eser, denizden karaya uzanan o hayati lojistik zincirinin birer parçası olarak kentin tam kalbinde duruyor. Özellikle Karadeniz’in dalgalarına meydan okuyan formuyla dikkat çeken Denk Kayığı, cephaneyi karaya çıkaran mavnacıların ustalığını yakından incelemek ve tarihi bir dokuyu fotoğraflamak isteyenler için güzel bir durak.
Ancak sahil yolundaki bu değerli izler, bize çok daha büyük ve bütüncül bir ihtiyacı hatırlatıyor. Bugün bir refüjde yan yana duran bu anıtlar; o dönemin ruhunu tüm gerçekliğiyle hissettirecek, denizcilik zekasından karadaki insanüstü çabaya kadar tüm süreci güçlü bir şekilde anlatacak kapsamlı bir açık hava müzesine olan ihtiyacın en net göstergesi.
Bugün burada durup Şerife Bacı’nın kağnısını ve Denk Kayığı’nı fotoğraflarken, aslında İnebolu’nun adım adım dönüşeceği o büyük “müze kent” kimliğinin de provasını yapıyoruz. Ziyaretçilerin sadece tekil eserleri değil, o devrin denizcilik dehasını ve destansı mücadelesini bir bütün olarak, sokaklarında ve sahillerinde yaşayarak deneyimleyebileceği bir açık hava müzesi kurgusu, İnebolu’nun asıl ulaşması gereken hedeftir.